Haskral Hatay Sofrası | Aksaray - Yenihayat'ın TadıYenihayat'ın Tadı
Canım tatlı istedi, Hamur işi olsa da yesek, Kebap nerede yenir?

Haskral Hatay Sofrası | Aksaray

16 Eylül 2012

Sloganları “”Geleneksel aile içi sofra ve mutfak kültürümüzü, evimizdeki gibi eksiksiz olarak restoranımızda sunmak…” olan Haskral Hatay Sofrası, yöresel yemekleriyle ün salmış bir yer. Fındık lahmacun, pastırmalı humus, içli köfte, tuzda tavuk ve künefe… “YenihayatınTadı” ilk yazısını Hatay sofrasıyla açıyor. Okumak için sizleri şöyle alalım… (Dikkat acıktırır!)

İştah açıcı bir fotoğrafla başlamakta fayda var. Saatlerce, birbirinden güzel kebapların sofralara geldiği, dükkanlara o güzel kokuların yayılmasını sağlayan ilk nokta burası… Tadına baktın mı diye sorarsanız, bakmadım. Çünkü; bu fotoğraf gecenin sonunda mutfak gezintisi sırasında çekildi. Sizlere özel bir fotoğraf oldu diyebilirim…

Akşam saat 20:30 sularında rezervasyonla gittim, eğer gitmeyi düşünüyorsanız mutlaka rezervasyon yaptırın. Yoksa ayakta kalabilirsiniz. Gecenin sonunda bile (Saat 23:30) restorana gelen müşteriler vardı. Tüm masaların dolu olmasına rağmen serviste hiç sıkıntı yaşanmadı. Yabancı konuklar özellikle de Araplar dükkanın en önemli müşterileri…

Tereyağ ve tulum peynirinin tadına bile bakmadım, fırsat olmadı. Çayın iki türlüsü var. Biri bildiğimiz çay, ikincisi ise kaçak çay. Araplar kaçak çay tercih ettiğinden her daim demlenmiş kaçak çay bulunduruyorlar. Bildiğimiz ve fotoğraftaki çay, haşlanmış gibi geldi bana, çok tat vermedi…

 Fırına şöyle bir göz attım da sıcaklığı daha fazla gitmeme izin vermedi. Ustanın işi zor… Allah yardımcısı olsun…

 Usta demişken bir de poz verdirdim lavaşları yaparken… İkinci lavaşları hazırlayana kadar ilk attıkları kabarıyor, kürekle ateşe yaklaştırarak üzerini yakıyor ve servise hazır hale geliyor.

Tereyağ, tulum peynir ve lavaş üçlüsünden bu kez uzak durdum. Uzak durmak zorundaydım ki masadaki diğer lezzetlere gereğinden fazla zaman ayırabilmek için… Pişman oldum mu? Evet… Pişmanlığımı lavaş arası humus ile azaltmak istedim ama lavaşı yedikçe yiyesim geldiğinden uzun tutamadım. Siz  gittiğinde mutlaka ama mutlaka deneyin!

Masaya gelen ikinci sıcak; fındık lahmacundu… Gayet başarılı, hafif kıtır ve çok lezzetli…

Ayran, yayık ayranı ama şişe Eker olsaydı yerine hayır demezdim. Açık olması ve şefin önermesi, tercih sebebimdi ama daha iyilerini içtiğimden bir bardağı bitiremedim bile…

Az önce yukarıda nar ekşisi paylaştım, gavurdağ salatası ile inanılmaz ikili oluyorlar… Tıpkı bir Uche-Högh, Andy Cole-Dwight Yorke, Tsubasa-Misaki…

İşte gecenin en değerlililerinden… İşte karşınızda pastırmalı humus… Sofraya gelen humusun, sıcağı rica etmemizle tercihler çoğaldı… Şefin “Kavurmalı mı, pastırmalı mı?” sorusuna tereddüt etmeden pastırmalı yanıtını verdikten, yaklaşık 5 dakika sonra bu lezzet sofraya geldi. Şeklini bile bozmaya kıyamazken, bir bakmışım lavaşı içine batırıyorum. Çok yerde humus yedim ama bu humus çok farklıydı, şiddetle denemelisiniz…

Gecenin en değerli siparişlerinden ikincisi… İçli köftenin nasıl olması gerektiğini şefe bıraktım. Şef, haşlanmış içli köfteyi, nar ekşisiyle süsleyip getirdi. Görüntüsü gibi tadı da müthişti. Olmazsa olmazlardan…

Ve assolist karşınızda: Tuzda tavuk! Tuzda kuzu seçeneği de var… Kuzu 60, tavuk 40 lira… Tavuk 3-4 kişi için yeterli… Spesiyallerde “testi kebabı” da var, 110 lira. Nevşehir’de yediğimden daha farklı, içerisinde daha fazla et var. Çapraz masadaki 6 kişilik aile, iki testi kebabıyla sofrayı renklendirdi. Nasıl bitirdiler merak ediyorum. Bazı yerler su koyarak yapıyormuş ama burası, sebze ve etin suyuyla yaklaşık iki saatte pişiriyor. Başlangıç, ara sıcak derken rahatlıkla doyabilirsiniz. Bu güzellik için ya önceden sipariş verecekseniz, ya da benim gibi şanslı olacaksınız… Et için bir gün önceden, tavuk için de iki saat önceden arayıp söylemeniz gerekiyor. Hafta sonu olduğu için, turist yoğunluğunu göz önüne alarak ellerinde hazır tutuyorlar. Şef sağ olsun, bi’ güzellik yaptı ve bu tattan beni mahrum bırakmadı. Fotoğraftaki gibi geliyor masaya, mekandaki tüm ilgi bir anda ona kayıyor. Hatta; yan masadaki (yukarıda fotoğrafı var) iki turist arkadaş, hayran bakışlarla aynısından istedi. Bizim hesaptan da düştüler tavuğu :)

İspirtonun etkisi bittikten sonra bu hale geliyor ve şef tarafından kırılmak için bekliyor. Bundan sonrası şefin işi, tuzu kırması, temizlemesi, tavuğu ayıklaması yaklaşık 3 dakika 15 saniye kadar sürüyor. Bir de kırma işlemine başlamadan önce elindeki tokmak ile birkaç kez demire vuruyor, işte o an tüm bakışlar arasında tavuk kendisini tuzun arasından göstermeye başlıyor.

Kare kare anı yakaladım, keyfini çıkartın…

Temizlendikten sonra bu hale geliyor. İçinde iç pilav var. Bildiğimiz pirinç kullanılmamış daha uzun bir pirinç olan “Arap pirinci” tercih edilmiş. Daha lezzetli olduğu kesin… Fıstık, badem, baharatlar ve defne yaprağı da iç pilavı güzelleştiren unsurlardan…

Geçtiğimiz aylarda bir haber vardı. “Hatay’ın Türkiye katılmasının 73. yılı 73 tepsi künefe ile kutlandı” diye… Tepsi künefeyi görünce (İstanbul’da tepsi künefeyi yemek pek mümkün olmuyor) nedense aklıma bu geldi. Üstü hafif kıtır, arasında tuzsuz peyniri ve şurubuyla “ben böyle bir şeyi uzun zamandır” yemiyorum hissine kapıldım. Buraya ikinci gidişim kesinlikle künefe için olacak ve nasıl yapıldığını ve pişirildiğini sizlere daha detaylı yazacağım. Şimdilik bu kadar, fotoğraflara bakmaya devam :)

Künefenin peyniriyle oldukça güzel dakikalar geçirdim :)  (Bknz: Hemen altta)

Kahve ile noktayı koydum. Künefe o kadar hafifti ki kahveye yer kaldı. Künefeye devam etmek aklımın bir ucunda vardı ama bir kez daha “sadece künefe” için gideceğimi düşünerek kahveye geçtim. Kahvenin yanındaki ise su, lokantalarda görüyordum, burada da gördüm ve çektim. Ekstra değil, normal…

Tepsi tepsi tatlılar… Aklımda elbette künefede kaldı… Hepsini yer miyim? Sanırım yiyebilirim :)

Kömbe yemek için Hatay’a gitmenize gerek yok. Haskral bunun çözümünü bulmuş çeşit çeşit kömbeyi müşterilerine ulaştırıyor. Kömbe evde de yapılıyor, baharatını ise aktarlardan “kömbe baharatı” diyerek isteyebilirsiniz.

Hesaba gelince; yediklerimiz 98 lira tuttu, 40 lirası zaten tuzda tavuk… O sofranın 3-4 kişiye kadar yolu var, bana sorarsanız oldukça hesaplı… Önünde park yeri yok ama vale hizmeti var, bahşiş kısmı size kalmış…

Haskral’ın bir şubesi de Florya’da var hem de denize nazır… Aksaray’ın kalabalığından kaçmak isterseniz, deniz havasıyla da bu tatların keyfini çıkartabilirsiniz.

Haskral Hatay Sofrası – Aksaray
Adres: Sofular mh. Ragıb Bey sk. No: 25/A
Aksaray – İstanbul
Telefon: 0212 534 97 07 / 08
Web: http://www.hatayhaskralsofrasi.com

Yorumlar

yorum

İlginizi Çekebilir

2 Yorum

  • Ece Kalenderoğlu 16 Eylül 2012 at 11:23

    Elinize sağlık, çok güzel kaleme almışsınız.
    Yayın hayatınızda başarılar dilerim, takip edeceğim bir site…

  • Mustafa Onur BALABAN 16 Eylül 2012 at 19:07

    Oguz elıne, ayagına, dılıne, kulagına, gozune saglık. cok guzel ılk yazın tebrık ederım.

  • Yorum Yap